Posted on

Gerçekten Bizler Sevdik

Küskün müyüm sana, bilemiyorum şimdi.
Hani asırlar da geçse de geçmeyecek bir kırgınlık.
Hikayesi bende saklı, tarihin defterlerinde hani.
Hani imzalar atmıştım, ölümün harflerine.
Sence de toprak bereket miydi?
Yoksa kefeni giydiğin bir tür boşluk mu?
Acaba Yaradan sahip çıkar mı bana…
Acaba aşk gerçekten layığını bulur mu…

Soruyorum, şarampolün kenarındayım şimdi.
Az sonra yine düşeceğim kenar mahallenin birine.
Bir kadına seni anlatacağım.
Ya da bir evsiz ve yetime.
Onlar daha iyi anlıyorlar.
Onlar ne de olsa görmüş geçirmişler.
Biliyorlar acıları ve mutlulukları.
Oturup ağlıyoruz içki içerken.
Ya da hiçbir şey olmamış gibi yol alıyoruz yarınlara.

Hani hep yarın diyorum da, acaba var mı
Acaba benim umut sofram gelecek mi.
Sence melankolinin haritasında kayboldum mu.
Anlayamıyorum, en çok kovalandıklarımı.
Sen dersin ya: “Ben seni çok seviyorum.”
Nasıl bir palavradır, nasıl bir hikayendir bu senin.

Sevmek başka arkadaş, sevmek gerçekten çok başka.
Nefes almak, koklamak, hissetmek bambaşka.
Ağlarken gülersin, gülerken ağlarsın.
Acı çekerken birdenbire mutlu olursun.
Depresif hallerin birdenbire tavan yapar.
İntiharı düşünürsün;
Ama ertesi gün bir çiçeğe sarılırsın.
Ya da kedi ve köpeğe.

Bak yine kapının aralığından yüreğim bakar.
Acaba geldi mi, hiçbir zaman gelmeyecek olan.
Artık sana inanmıyorum, düşsen de ölsen de.
Sevsen de, sevmek bu değil be can.
Bu değildi;
Benim sana kalbimde beslediklerim.
Açıkçası içine pisledin her şeyimin.

Gidip de bir piyango bileti almak düşer artık.
Artık Yaradan ile sevişmek, ya da şakalaşmak.
Hayatta kimselerin anlayamadığını o anlar çünkü.
Sarıldığım, sığındığım bir O var.
O’nunla yine dertleşiyorum işte.

Evet dostlar, evet sevdalılar.
Hepimizin sevdası içimizde buhran.
Kimini sis kaplamış, kimileri paramparça.
Kimileri yalnız, kimileri kendini hiçliğe vurmuş.

Ama ne mutlu, ama ne mutlu ki sevdik bizler.
Yaşadık ve yaşattık.
En derinden, en zirveye.
En giderinden, en gelirine.
Ölmekten ölümsüzlüğe.
Kölelikten özgürlüğe.

Aştık dostlar, aşılmış yalnızlıkların perdeli gecelerini.
Gerçekten aştık kendimizi.
Bulut ve yağmura verdik içimizi.
Unutmadık aşk uğruna verdiklerimizi.
Ve Yaradan asla affetmeyecektir,
Onların karanlık yüreklerini…
Kudret Alkan

Posted on

Mendilin Ucundaki İsyan

Geçtim isyandan, hiçliğin ta kendisinden.
Ellerim buz kokmuş ölümlerin üstünde titrerken,
Çaresiz ve kimsesiz bakışmalarda yaşlanıyordu, aynalar.
Kimseler yoktu, yurdumda hiçliğin insanları.
Giyindikleri kendilerindeki aldanışlar kadardı.

Dostlar çekilmişti gün geceye dönüşürken.
Tilkiler uykusunda ne kadar saldırgan.
Uyuyan yalnızca aşk mı, yoksa ayrılık mıdır uyutan?
Her insan ellerini açtığı kadar sığınmaz mı?
Duysa, ya da duyuyordur içimizdekileri.

Kader dökülüyor yaprağın serzenişi gibi.
Deli öyküler sobamın üstünde tütüyor.
Yanık bir bakışın hasretinde debelenen ben miyim?
İçimde binlerce yıllık bir hasret.
Bir kuzeyde, bir güneydedir sitemlerim.

Duyan olsa da sesler hizaya gelse.
Elbet acılar günü geldiğinde mutluluğa dönüşür.
Ne kadar yalnızsan o kadar varsın bu coğrafyada.
Sana düşen son sorgular mıdır?
Yoksa savaştığın bir macera mı…
Kaç insanlık öykü kaldı, içinde?
Ya da kaçıncı pencereden sayıyorsun, yağmurları.

Bir uğultudur içimde esen.
Ben insanlığın bitme noktasında deli duvar.
Alnımda zincire vurulmuş bir aşkın nokta atışları.
Sensin benim kendi ölümüme olan doğum.
Bir açsan mendilini de sallansa Yaradan…

Kudret Alkan / Ispartakyle

Posted on

Sessizliği Hıçkırmak – Kudret Alkan

Sessizliğin içinden hıçkırıyorum, seni.
Bu yalnız duvarlar bakmıyor yüzüme.
Onlar benden geçen eskiler sanki.
Onlar senden kalan hisler gibi.

Unuttum, unuttum kendimi.
Her şey feda edilecek kadar varlıklıydı.
Varlık dediğin aşkla hafiflerdi.
Bazen gebeydi, bazen bendendi aşk.
Susuzdu, yorgundu, umuttu kendi topraklarına.
Yağmurun şiddetinden doğardı, şiirler.

Yazdım, bu gece de yazdım dudaklarını.
Öpüşüyor kağıtlar, sevişiyor kalemler.
Birbirini kovalıyor, itiraflar.
Üst üste yazılan sayfalar, çevrilen günlükler.

Ne kadar kaldın, kaldığım yerden seninle.
Hep varsın, ne kadar bendeymişsin.
Geçmeyen, gitmeyen, bitmeyen bir nokta gibi.
Sonsuzluktan, hatıralardan, yaşanamayanlardan.
Kaderin bize olan nefretinden.
Belki de her şey yazıldı, öncesinden.

Kırılmadım, bugün de yazıyorum.
Bir an düşünüyorum seni, bir an bırakıyorum.
Dilimde, yüzümde dolanan senin bakışların.
Kurtarılmış bir aşk gibi içimdeki cinayette.
Kendini affeden bir Tanrı gibi,
İnsanlığın aşkla olan düellosunda.
Ne ölü var, ne de yaralısı var.
Çünkü her şey diridir,
Yaradan’ın aşka olan cennetinde.

Kudret Alkan / istanbul / 27.09.2014

Posted on

Ne Var Ne yoksa – Kudret Alkan

Var mıdır düşlerin dayanılmaz hafifliği?
Sancı yorgun, omuzlarımda akşamın hezeyan nöbeti.
Sorgu savaşmak, varlık yokluğun kendine olan çalımı.
Sizce ben kimim, şair nerede ölür?
Davası devam eder mi, dünyadan göçerken?

Çıkmaz sokak, odamda gözyaşların sıvası.
Kaçıncı boyadır, gözlerimde kırılgan bir yüz.
Senden geçerken, geçtiğim yerlerde kalırken.

Güneş cevapsız, gün doğumu uğramıyor pencereme.
Her şey eskiyen günlerde, yıllar öğütürken savaşımızı.
Kader denilen çalarken birbirimizi.
Biz öfkeler içinde çatlatırken aşk kapakçığını.
Kalbe bak, sancı çekiyor ruhani dünyada.

Hiç kimse bakmıyor dostça.
Zalim olmuş, egoist bir düzen söz konusu.
Herkes bir yol tutturmuş, yol yok aslında.
Kendi kendimizedir, düşmanlığımız.

Sen de yaşa, benim aşkımda.
Sana gözyaşlarından çiçekler getirdim.
Yaşa beni, ben ölürken kalmasın aklın.
Kalmasın bende bir sen.
Çünkü her düşündüğüm senden.
Benim her yaşadığım senin vazgeçtiklerinden.

Bir dünyadır, bu.
Kimi öfkesinde, kimi sevincinde.
Kin tutmam, neyse patlar bendeki.
Neysem oyum, olduklarımdan da olmaktayım.

Bırak beni, ya da bendekini bana bırak.
Bir savaş bağışla, bir ekmek bul sofranda.
Yatacak yerin olsun şu dünyada.
Yaşayacak duyguların olsun aşklarında.
Esirgemem, helal ederim,
Bende ne var, ne yoksa.

Kudret Alkan / istanbul / 27.09.2014

Posted on

Mahşerin Aynası – Kudret Alkan

Her şey ama her şey küllerin hiçliğinde.
Nasıl yandıysam, artık bilmiyorum kendimi.
Ölüm hıçkırığımın içinde bir çöl gibi.
Nasıl olduysa enginim işte.

Belki bir yerde atarsın kendini.
Uyku şarap olup da sarhoş eder seni.
Nasıl içersen öyle fışkırırsın aşktan.
Sevişmekle milat kurarsın, mahşerde.
Sen ayna ol, içimdeki kadere.
Bakarsın yansıyanlardan yaşarız ve yaşatırız.

Öl demekle ölünmüyor anladım.
Anladım ki,
İnsanlar kendi dertlerinden dedikoducu.
Bir yerde açık ararlar, bir yerde ihanet.
Sen tut kendini, asla yere düşme.
Asla, içinden pişmanlık geçirme.
Çünkü hayat mahşer sıfatsızlığında.
Çünkü aşk imkansızlıkta.

Vardır ya da yoktur, içinde bir ben.
Hani seninle olanlar eski kulağı kesiklerden.
Çek beni, sigaranın Azrail’i gibi.
Bir ölüm üfle de yansın içindeki.

Ben kendi ciğerimden geçtim, soluksuz.
Alfabe, ya da içimdeki heceler.
Ah bizi beşik gibi sallayan geceler.
Anıların şafağı yok, her daim içinde uykusuz.
Oldu mu sana umutsuz.

Ne kadar tutarsan tut işte.
Bir yerde benim, bir yerde sendenim.
Ağlasam da, hıçkırsam da, sensizliktenim.
Biliyorum, ben sende affetmeyi affedenim.
Ya da hiçbir zaman affedilmeyeceklerdenim.

Gülmek ya da ağlamak, hani delirmiş iki kardeş.
Birbirine baktıkça akıllanan, ya da deliren.
Bazen umudu unutan, bazen de umut veren.
Hayaller içinde gülen, gerçekler içinde ağlayan.
Benim sendekinden taşanlardan.
Bir çeksen,
Hiçbir zaman batmayacaklardan.
Bir pencere açsan,
Yağmuru huzurundan yaşayanlardan.

Kudret Alkan – 11.09.2014 / istanbul

Posted on

Ölmeyi Seçtim Anne

Ölmeyi seçtim anne.
Belki bir yerde var oluş vardır diye.
Belki bir kere daha doğurursun beni.
Sever miyim, sevmez miyim, bilinmez.
Ne de olsa ruh gitmiyor bir yere.

Sevgili annem.
Neden geceleri uyumadığımı biliyor musun?
Çünkü yaşayanlar uyur, ölüler her zaman diridir.
Benim mezarım gençliğimdir.
Tükendim anne, her şeyin başlangıcından itibaren.
Geçmişi de geçtim, kendimi de.
Öpüşmeler, sevişmeler takvimlerde kaldı.
Kaç tane mektup yırttığımı ben bile bilmiyorum.
Acaba ben mi yazdım bu kadar şiiri…
Acaba insanlar okudular mı…
Kimlerle ağladım, kimlerle güldüm ey kader!
Bilirim ki, sen tokatlarsın, sen tekmelersin, sen çiğnersin.
Senden daha acımasızı yoktur, dünyada.
Ama bil ki, ben dünyadan vazgeçeli çok oldu.
Artık çift haneli intiharlarda geziniyorum.
Biri yetmezken, diğeri başlıyor sabahın köründe.

Sevgili anne.
Ben çok sevdim.
Sevginin içindeki ekmeği su gibi sevdim.
Güneşin sıcaklığını yıldız gibi sevdim.
Onu onun ruhundan, gönlünden sevdim.
Hani derlerdi ya kendin gibi.
Hani derlerdi ya ölümsüzlük vardır.
Nasıl bir sonsuzluktur ki,
Akarmış bana, ya da hala akıyor iliğime.
Fısıltılar, sessizlikler ya da yalnızlıklar.
Yetmiyor anne, bütün insanları toplasan yetmiyor.
Bütün gönülleri toplasan onun gibi ısıtmıyor.

Anlıyorum ki, acı kendini kader eyler.
Zaman içinde huzur ya da mutluluk.
Benim duvarım mahşer, yalnızlığım kıyamet.
Ben yazmıyorum anne, ben yazsam ölecek gibi herkes.
Susuyorum, su olup okyanusta kayboluyorum.
Ya da bir ağaç gibi köklerimde.

Bilemiyorum anne, gözlerim sokak gibi.
Bazen kalabalık, bazen de çıkmaz.
İçmek istiyorum, ölümü içmek, geceyi kadehte boşaltmak.
Peki ne olacak, bu filmin sonu gelecek mi?
Beni Allah’ın bir kulu bulacak mı…
Ya da anlayacak mı bu adam kim derken?

Bilemiyorum anne.
Belki de önümde duran boş kağıda zırvalıyorum.
Kendimi yetim gibi hissediyorum, bir kıza bakarken.
Sanki içimdeki anne, babalar kayıp.
Sanki ben kayıbım bu yaşamda.
Nasıl olduysa yokum.
Nasıl olduysa kendi içimde bir hiçim.

Hiçlik anne.
İnsan oraya gitmemeli.
Ben gördüm, ben görüyorum, ben yaşıyorum.
Yaşayan bilirmiş, ya da gezen.
Ben hem geziyorum, hem yaşıyorum.
Nasıl olduysa evliya gibiyim, yalnızlığımda.
Odamda asılı duran inziva.
Bir enimden vuruyor beni, bir boyumdan.

Ben ölmeyi seçtim anne.
Hayatı bir kenara koyarak, katil gibi.
Katliamım benim kendimedir.
Gelecek belki vardır, belki de benden geçmiştir.
Ne de olsa bizi enkaz eden kaderdir.

Yıllar var anne.
Sevdiğimden ayrı geçirdiğim yıllar.
Hiçbiri cevap vermezken, ben hala onunla geçirdiğim ilk günü kovalarım.
İlk bakış, ilk tutunma, ilk öpüşme.
Orada birbirine sevdalanan iki yabancı gibi.
Bilmiyorum, belki çok öncesinde tanıdık birbirimizi.
Bu şiir kadar eski, bu şiir kadar sonsuz.
Sanki her şey daha önceden yazılmış ve çizilmiş gibi.
Olmazsa bu şiir kader olsun.
Ya beni taşısın aşka, ya da tamamen bitirsin.

Öncesi ya da sonrası anne.
İnsanlar ölümden korkarken ben üzerine saldırıyorum.
Bazen kaplan, bazen atmaca oluyorum.
Aslında yaşamı yaşayan bir sevdalıyım.
Ya da yaşarken yaşatmak.
Ne fark eder, gönlünde ve ruhunda.

Ben ölmeyi seçtim anne.
Sen beni severken, sen beni büyütürken, sen beni düşünürken.
Çekip gittim aklımdan.
Yangın çıkardım, ruhumda.
Ateşler içinde kaldı, yüreğim.
An geldi, gözyaşıyla söndürdüm kendimi.
An geldi, insanların sözlerine aldandım.
Hiçbiri gerçek değildi, hiçbiri sen değildi anne.
Çünkü en doğrusunu sen söylersin.
Benim iyiliğimi bir tek sen düşünürsün.

Peki soruyorum sana anne.
Sevmek cennet gibi midir?
Yoksa cenneti anımsatan bir cehennem midir?
Bu durumda unutmak gerekmez mi?
Bağışla ama hatırlıyorum, hem de her şeyi.
Onun saç telindeki beyazlığı bile.
Ne zaman kızdığını, ne zaman mutlu olduğunu…
Onu kendimden daha fazla hatırlıyorum.
Çünkü unutmam gereken kendimim.
Ben gidersem, ben bitersem her şey son bulacak.
Son çare gibi görünen yol bu.
Beni affet anne ama gittiğim hikaye bu.

Son olarak annem.
Babamla iyi olun, huzurlu olun, mutlu olun.
Bilin ki, dünya bana dar geldi.
Bu kainat penceresiz oda gibi.
Ben yağmura, ben güneşe, ben yokluğa doğru.
Acıyı gülümsemelerde bırakan umutla yolcu.
Dirilişten ölümsüzlüğe, rüyadan uyanmaya.
Nasıl ve ne şekilde hak edersem.

Ama ben bu hayattan geçtim.
Çünkü beni hak etmeyen bir kader var.
Ona fazla değer verdim, onun hırsızlığına aldandım.
İnandım, sonunda hüsrana uğradım.
Ben gitmeyi seçtim anne.
Yuvamdan, evimden, soframdan, her şeyimden.
En azından kaybedersem hiçliği kaybedeceğim.
Öleceksem yalnız öleceğim.

Çünkü benim yürekli annem.
Aşıklar kalabalık yaşamalı ama yalnız ölmeli.
Ölmeyi severek aşkını ölümsüzleştirmeli.
Ama onlar ölürken peşlerinden kimse ağlamamalı.
Ne de olsa tüm aşıklar,
Kendilerinden sonraki hayata sevdalı.

Kudret Alkan / 09.09.2014 / istanbul

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Posted on

Her Yerde ve Her Şeyde – Kudret Alkan

Aşk mevsimine düştüm de, gardiyan oldu şafaklar. Nasıldır, rüyanın içinde poyraz olmak. İçimde Karadeniz türküsü. Kovalanan bir intiharın içinden geçen diriliş. Hepsi benden giden bir sen. Sen içinde bendir ki, beni sürekli sana doğru sevdiren.

Nerede yanıldığını bilmeden, ya da bildiklerinin içinde kendini sorgulara vermek. Kaç yıldır düşmüşsün, ya da nereden sallanıyorsun. Şafak da sen, gün batımı da sen. Bu dolunay, bu yeni ay içinde kendimi dipsiz bir fırtınanın gelgitlerine bıraktım. Ne kadar yol alsam da, içime düşen hayalin penceremde duruyor. Yağmurları sana benzetiyorum. Sevdamı sen eyleyip, gönlümü ölüme bir kez daha çiviliyorum.

Ben ölümden korkmam ki, o benden korksun. Çünkü ben aşk doluyum.
Çünkü ölüm küçük insanlara göredir.

Neyleyim, sevda bir kere zincir vurduysa. Bu aşk zamanından önce doğmuşsa.
Ben senin sonralarını ve öncelerini bildiğim için, seni senden daha iyi sana veren.
Aynı zamanda kendi içinde aykırı ve bir o kadar can alıcı bir dünyayı bırakan.
Her şeyi hiç edip de kendini terk eden.
Al işte bendeki hiç kimseleri. Bırakayım da onlar ulusun kör tepelerde. Avuçlar açılsın, Yaradan’ın topraklarına. Belki bir diyar gelir de, ansızın seni bana getirir. Ve biz, bir kere daha kaderin içinden geçeriz. Kol kola, göz göze, bakışları ateş eylercesine. Bir kere daha, ya da son kez göklere.

Bitiyor ve gönül seni istiyor. Nasıl olduğunu bilmeden susadım. Nasıl olduğunu bilmeden çöl oldum. Nasıl olduysa dağları enginleştirdim. Kendimi sana dönüştürdükçe, içimden senler doğdu…

Varsa içimde hiç kimse,
Benzesin sendeki herkese.
Belki o herkes beni doğurur, bir yerde.
Belki de o yer,
Bendeki kaderi sen eder, her şeyde.

Kudret Alkan

Posted on

Ölümsüzlük Poyrazı – Kudret Alkan

Uzandı gülüşler, gökler yalnızlık içinde.
Gözlerimin dini yok, varsa yoksa Yaradan.
Tutunsam hikayeme, yazsam şiirleri bilinmezliğe.
Bir yere akarken susuz kaldım.

Bu benim.
Göğsümde kimsesizlik rüzgarı.
Bir sevgi bir acı getirir.
Anlıyorsun, zamanı kovalıyorsun kadehlerde.

Kör sokak, ne isterse senden.
Her şey katil, her yer suikast.
Ölüler doğarken dirilmek mümkün mü?
Bir yerde aşk kendini ele verir mi?

Kovaladıkça ilahı, sofrasında huzur yeminleri.
Sen hep aynı kaderi yaşarsın, hatıralarda.
Onlar bumerang gibi geri döner, anlarında.
Sen bir kıyı tut, limanında.
Bırak martılar senin yerine kanatlansın.
Bırak aşk bir kere daha hıçkırsın.

İçinden geçir geceyi.
Söylediğin sözler elbet yerini bulur.
Elbet bir mezar daha huzura kavuşur.

Sen yüklen kendini.
Sen bozma içindekini.
Bir yere varmaktan ziyade bir yerde oluşma.
Bunun ismi seninle gözlerimdeki buluşma.
Hani doğduğumuz o ilk gece.
Sonrasındaki ömür sevişmesi.
Hatta kalbin içindeki ruh bütünleşmesi.

Ses ver içinden.
Bir yere ağladıkça şarkılar poyraz.
Bitir kendini, bitirdikçe yeniden küller içinde.
Dertlerinden geçir zamanı da,
Öpsün seni bendeki.
Aşkından ölümsüzlük bul da,
Yaşasın sonsuzluktaki.

Kudret Alkan

Posted on

Belirsizlik Zamanı – Kudret Alkan

Acı belirsizlik içinde senin yanın olabilir mi?
Duvara yazsam şiirlerimi emin ol hıçkırıkdı.
Gidenle gelen aynı bedende ölmüş çoktan.
Rüyalar farz olmuş ruhuma.
Ben yine aynı anıların içinde kimsesiz.
Tutunsam fidanların dirilişine.
Gönül sendeki nehri verir mi bana?

Yaşamadığım şehir bir daha geri verir mi seni?
Hangi yöne öksürsem, sarhoş bir sokak.
Acı içinde başkalaşım göstermek bu olsa gerek.
Ben kim oldum, kimlerin içinde.
Bir açıklama bekliyorum, hiçlikten.
Giydiğim ruhlar dar geliyor, bana.
Dualarımın yer çekiminde hep aynı hatıra.

Seni solumak, ölümden sonrasında.
Bir an, bir hikaye içinde.
Belki de hiçliğin öte yakası.
Tutsam yokluğu, kaç destan yazılır.
Bir şair neden şiirlerini yakar.
Ve neden küllerinden kendine huzur sağlar.

Hiç düşündün mü boykotumu.
Yaradan ile aramdaki merdivenleri.
Ölüme bir inip, bir çıktığımı.
Deli bir hatıranın içinde yaşam orucu tuttuğumu.

Anlayacağın dar bana bu yollar.
Bu gezegen, bu evren ifadesizlik içinde.
Hiçbir sesin olmadığı anlamsız bir ses.
Sessizlik olsam,
Bir yere varırdım şimdiye değin.
Kimsesiz olsam,
Belki sahiplenenler olurdu.
Kader olsaydım,
Elbette seni bulurdum, yeniden.

Kudret Alkan

Posted on

Yağmur Damlası

Umut ismini söyler, bendeki geçmişte.
Acılar ölümün içinden geçerken zaman ne kadar umarsız.
Yorgunum, haliyle kırık dökük bu deli çağda.
Her şey kader miydi, yoksa açıklama yapıldı mı?

Bir Yaradan var, bir de müziğim.
Hepimiz ölümü anımsayan sonsuz gençlik.
Elbet uçacağız günün özetine.
Bir tutan olur mu dersin!
Bir anne çıkıp da üstlenir mi öksüzlüğümüzü…
Yılmadım, hala aynı meridyen üzerinde davam.

Düşünme, kader dediğin bir yerde çarmıha gerilmiş İsa.
Yaradan hükmedince her şey değişiyor nasıl olsa.
Aşıkların içindeki duman yeniden kavuruyor.
Bak bu şarkı bizim için yükseliyor.
Göklerin tahtında oynadığımız varlık oyunu değil mi?
Seni bende daha çok sevdiriyor aşk.
Eskiden daha fazlasına sahibim, geçmişten.
Sendeki sevincin içinden doğuyorum, ben.

Ağlamak değer katıyor, şiirin kalbine.
Sen tutsan, sen okşasan ellerimi.
Güneş hıçkırık dökerken ışıklarında.
Martılar sokağın simetrisini çizerken limanlarda.
Ben hala aynı yağmur damlasında bir başına.

Kudret Alkan

Posted on

Bitmeyen Kader – Kudret Alkan

Bana beni anlatma.
Bir neden vardır, benim gidişimde.
Ölümler insanı olgunlaştırır ne de olsa.
Bir dirilmek gelir, Yaradan’dan.
Vurursun kendini göklere.
Sen yılanmış şiir kıvamında,
Acıya mahkeme kurarsın, huzurla.
Güneş seni ne kadar aydınlatır,
Aşk kamçıyı vurduğu vakit.

Bu şehir karanlık gömü gibi.
Mezara karşı suikast içindeyim.
Bir an gelir,
Ölüm ebeler içimdekini.
Aklıma körebe oynadığımız bakışmalar geliyor.
Sen karanlık, ben ışıklar içinde ne güzeldi.
Eskiyi susamaktı, külden dirilmelerde.
Uyanmak bir rüya sıcaklığında koynunda.
Sohbet eden sen miydin, yoksa ben mi?
Deli duvar bu…
Vuracaksan alçaktan vur bana.
Bırak da sessizliğin çınlasın içimde.
Bir yangının baş harfinde tut kendini.
Sığınak olsun, Yaradan’a açılan gözlerin.
Sen de görürsün, bendekini.
Sen de yanarsın, anlarsın nasıl olduğunu.

Bu dünya bir şekilde geçiyor.
Ölümün iskeletinde kör düğüm olsam da,
Umurumda değil yangınlar.
Beni ben yapan küllerle iç içe.
Sıcak bir tohum, hatta yuva şeklinde.
Gel de tuz bas soframa.
Bir kaşık da sen sür.
Bedenin şekillensin, ruhumun gövdesinde.
Aşk bir kere daha konuşacak,
Ruhumuzun bitmeyen kaderinde.

Kudret Alkan

Posted on

Yağmurun Vedası – Kudret Alkan

Aşk içinde nerede olduğun bilinmez.
Belki hiçtir, güneşin külden elleri.
Bir yere varmak istercesine soluksuz.
Sen göğsünün zincirinde deli bir şarkı.
Sevdanı dağlara vurursun da,
Kimse seni bilmez, bilemez.

Anlamalarını beklemiyorum.
Ben bir Anka kuşu, gövdemde ateşten ölüm.
Dirilmek ne kadar ihtimaldir, acılarda.
Köprü kurduğum intiharlar cansız anılarımda.
Sen yok musun sevginin imzası.
Bana beni anlatan bir şiir yaz.
Yaz da kırılsın ve yıkılsın içimdeki.
Dipsiz bir tünelin ucundan sallansın bulutlar.
Yağmurun vedasına susasın, gülüşlerimiz.

Kudret Alkan

Posted on

Aşkın Çocukları

Belkiler başucumda.

Kitaba yüklenmişim intihar misali.

Ben bunu hep yaparım.

Ben hep ölürüm.

Çeker gider aklım yarı kapalı gözlerle.

Kirpikler güneşi hıçkırdıkça,

Daha da alevleşiriz.

İkimiz kor denen yürekleriz.

Bilinmez dünya.

Neredeyim, ya da insanlar nerede!

Gidiyorlar senin gibi.

Binlercesi içinde tek başıma.

Tek başınalık içinde sarhoş ve küskün.

Ne vakit uykuya dirensem,

Odamda yokla var arası.

Nöbet tutuyor duvardaki karanfil.

Sana aldığım güller,

Hala rüyamızda.

Bilmezsin ayrı olan biz değiliz.

İnsan boş yere gömülmez.

Ve sevmez hiç uğruna.

Oysa ben hiç ettim,

Edebildiğim kadarıyla.

Bana küsme.

Bencil olduğumu düşünme.

Başkasının yanında asla kapama gözlerini.

Herkes benim gibi olmaz.

Herkes yaşaman için çabalamaz.

Hiç kimse seni mutlu etme uğruna,

Kendini öldürmez.

Umarım anlıyorsundur.

Zalim dünyayı ve insanlarını.

Herkes bir yerde kaybolur.

Sen de çok görme,

Bendeki kayıpları.

Olur da bir gün hatırlarsan,

Yaşat içindeki oyunları.

Ne de olsa ikimizdik,

Aşk denen illetin çocukları.

Posted on

İçimdeki Labirent

Acıyı yazdın ruhuma.
Günah Tanrı olmuş da,
Kuyular seni çöllerime çağırıyor.
Tuz kokusu içinde, kan ve ter göğsümde.
Sevişmek ne kadar sen eder, içimde?
Bir alan vardır, bir de biriken umut.
Aşk yine sokağın yeminlerinde.
Hani gözden kalma güvercin bilmeceleri.
İkimiz de öpüşüyoruz, gecenin sireninde.
Çal sen de, çal içimdeki labirenti.

Posted on

Kadeh Affı

Hiç etme aşkı cennetin limanlarında.
Kırılmış bir şehrin bacalarında gülümseyen yalnızlık.
Seni içime çekiyorum, acı gibi.
Ne kadar da umut dolayım, lanetli rüyada.
Her şey seni çağıran günah sanki.
Acaba ölüm yeniden affeder mi kaderi?

Posted on

Aşk Uykusu

Bak dalgaya, beden nedir ki ölümde!

Sen sustukça güller merkezinden yaralı.
Değme yüreğime.

Hani bildik yaşamlar fısıldaşır ölümde.

Sen sus, sen konuşma yaramdan fazla.

Nefretimden fazla sevme beni.

Ben ancak yokluk içinde.

Ya da yokluğu kendi edercesine.

Posted on

Kayboluş

Bakıyorum gözlerinin içine.
Eğilmiş bakışların, bir yerde gibisin.
Üstüme düşüyorsun, ölüyorsun yaprak gibi.
Var olsa, olsak içimizden bulutlara.

Yürür mü sahiller?
Denizler ses verir mi?
Geri gelir misin gittiğin yerden?

Bak ceketime, bak kuşlara.
Yoksun olduğum aşk bu olsa gerek.
Sen içimde, sen deli divane olduğum.
Hani nefrette, hani kavga ettiğimiz yaz mevsime.
Çekip gitmelerin, bana olan şiddetin.
Bir yerde yağmur, bazen de çöl.
Tutma beni, bırak nefesine dolsun gözlerim.
Çek beni, çek işte.
Sigaran kadehlere, savaşlardan kayboluşlara.

Posted on

Aşk Bilmecesi

Seversin de, ses vermez yalnızlıklar.
Ruhun perişan bir hükmün pençesinde.
Nasıl da yazıyorum seni kıyısız geçmişimde.
Güneş desen sarhoş bir uçurtma.
Anılar var, dolu dizgin fırtınada.
Kalbim coşuyor, içimde engerekli acı.
Zehirliyor şiddetin orta yerinden.
Bunun adı aşk bilmcesi.
Kudret Alkan / istanbul

Posted on

Gerçeğimiz Sonsuzlukta – Kudret Alkan

Var olmak seni sevmenin rüyasında saklıydı.
Kuşlar konuşurdu, gülüşlerimizin çınarında.
Ormanlar adımızı söylerken,
Ağaçlardan yüreğimle sevmekti, seni.
Çiçeklerle öpmekti, seni.

Cennetin yankısında yaşamak mümkün olsa.
Yeniden bir yer bulsak, aşk yurdunda.
Yeniden delirsek birbirimizin bakışlarında.

Liman mı, yoksa mezar mı anlar bizi?
Ruh mu, yoksa yürek midir seven?
Aklımda, gerçeğimde, varlığımda ve yokluğumda,
Her yerde senden bir mazi var.
Nasıl bir yazgıysa,
Yaşadıklarımdan mirasın var.

Hangi yöne gitsem senin eserin.
Aklıma estiğin rüzgarlar geliyor.
Bazen kuzey, bazen güney.
Bazen doğu, bazen batı.
Aşkın her mevsimi, her iklimi.
Ne yaşadıysak,
Yaşanması gerekenlerdi.
Öyle yaşadık ki,
Bir yaşamın sahip olamayacağı gibi.

Biz büyüdük birbirimizin içinde.
Çocukluktan olgunluğa doğru.
Bazen de olgunluktan çocukluğa.
Nasıl olduysa,
İçimizdeki alevin doruklarında.

İradesiz, kontrolsüz bir şekilde sevdim.
Seni senin hayalinden öte sevdim.
Bu yüzden bensiz gerçeği arama.
Bu yüzden geleceğini bana yorma.
Çünkü beni göreceğin yerler,
Zaten senin içinde.
Beni bulacağın maziler,
Senin en derininde.
Aslında tüm gerçeklerimiz,
Sonsuzluk denen yerde.

Kudret Alkan

Posted on

Sonsuzluk İçinde – Kudret Alkan

Nasıl yaşadıysak ölümsüz kaldık.
Dirilişlerin şarkısında yazgıyı süslerdik.
Gözlerde süre gelen yıldırımlar vardı.
Biz birbirimizin ruhundan doğan,
Yaşamından türeyen yağmurduk.

Çocuktuk, gençtik, yıllara gülüyorduk.
Seninle yazgıyı baştan sona yeniden yazdık.
Unutulur mu,
Hesapsız olanlar?
Geri gelir mi,
Ölümsüzce yaşananlar?

Soruyorum aklımın kuyularına.
Kör noktama alıyorum, seni.
Duvarın içinden geçmek sensizlik gibi.
Aşk hastalığında yaşamak kötü bir kader.
Derinlerde gezinmem senden dolayı.

Yaşamak!
Bir daha gelsen delice.
Aşk içinde, sevmenin hesapsızlığında.
Yağmurun kendisini bağışladığı bakışlarda.
Aksa bana, ben de ona aksam usulca.
Rüzgar içsek,
Kaderin çıkmaz sokaklarında.
Özgürce dans etsek.
Delice rüyalar kursak.

Sabah olsak, güneşin türküsünde.
Şarkı olsak, varlığın dirilişinde.
Söylesek ve söylensek sessizce.
Yalnız ve kalabalık gibi,
Aşk içinde birbirimizi yakalasak.
Çocuk ve yaşlı gibi,
Sonsuzluk içinde birbirimizi doğursak.

Kudret Alkan

Posted on

Aşkta Son Söz Yoktur – Kudret Alkan

Vahşi gözyaşı.
Sel olup akıyor, nefret.
Bana yudumladığımız mutluluktan bak.
Islak bir duanın düşlenememiş hatıralarından.
Sorgular kimsesizlik içinde çalkalanırken.
Aklımın darağacında.

Yaşamak.
Deliren bir melankolinin cesetlerinde.
Seni senden ölümsüzce sevmek.
Ve varlığımın hanesine yazmak.

Kalem ve kağıdın tünelinde,
Karanlığın içinden geçercesine gözlerin.
O gözler ki,
Bana beni gösteren bir yol.
O yol ki,
İnanç kıyılarının sahne aldığı.
İşte yaşamak senin kadar.

Nasıl biliyorsan bırak öyle kalsın.
Sisle yıkanmış bir volkan gibiyse gözlerim,
Bırak patlasın, bırak da saklasın seni.
Seni gün ışıklarında ıslatan ben.
Seni damlalarda yakan yine ben.
Ben, geçiyorum kendimden.

Gece çöküyor, odama.
Karyolanın üzerinde hayalin dans ediyor.
Kafamda kurduğum düşlerinin gebeliğinde,
Seni şizofrenlik içinde doğuruyorum.
Rüya kadar uyanıyorsun, bende.
Ya da uyanıklık kadar düşsün, bende.
Nasıl sevdiysem,
Anılarım hala devam etmekte.
Son bakışmamız,
Benim gözlerimde dirilmekte.
Bıraktığın son söz,
Sonsuzluğum tarafından söylenmekte.

Kudret Alkan

Posted on

Mezar Islaklığı – Kudret Alkan

Mezar ıslaklığı var, dudaklarında.
Ey ruhumu rüzgara yazan sevgili.
Seninle öfkenin geçidinden geçtik.
Seninle nefretin aşka olan yemininden sevdik.
Biz cihan, biz bir rüyaydık.

Ölüm bu.
İçinde nice yaşamlar sahne alır.
Onu doğuranlar aşktır.
Onu yaşatan bir bakışmadır.
Sonsuz ve sınırsız bir çizgidir.
İnsana verilmiş şartnamedir.

Nasılsa yaşandı işte.
Her zaman söylediklerim vardı.
Bazen bilinmez, bazen de tükenen şiirlerde.
Duygusal boşluğun zirvesinde.
İçimde tünel açan uyku nöbetlerinde.

Ey sevda,
Bana ben duvarı olmuşsun da,
Yaşadıklarım bir mum penceresi.
Suya söyledim, nehre doğru akıttım seni.
Seni senden bağışlayarak affettim.
Nedenler içinde sevmekti,
Var olan tüm nedensizliğim.
Yaşamaktan çok yaşatılana nefes almaktı.

Var olabilirliğin ölçüsünden bakmak,
Her duaya bir sınır çizgisi çizmek,
Sevdanın kendini yaşattığı yer bu olsa gerek.
Sana bakan kör gibi karanlığıma.
Seninle kalabalık olabilen yalnızlık gibi bir başına.
Kimsesiz gecelerin girdabında bir tutku.
Bu her şeyin kendisine olan sunumu.
Bir sevdanın orta yerinden yanması.

Alevin hakimiyeti buydu.
Aşk;
İşte içimizde olan buydu.
Hani taşıdığımız ve düşlediğimiz bir dünya.
Birbirini arayan, birbirine dolan.
Cennet ve cehennemin aynı zaman aralığında.
Aslında seninle benim sığındığımız limanlarda,

Bir martı kanadındaki kırık inzivaydı, aşk.
Aşk,
Denizin türküsünde söylenen bir yazgıydı.
Bir tarafı var olabilenlerin,
Diğer yanı unutanların tarafıydı.

Kudret Alkan

Posted on

Elveda İçinde – Kudret Alkan

Bir yerde aşk.
Yeryüzü saçlarında ıslanmış hüznün.
Mimari olmuşuz aşkın.
Sevdalar kalbin ele geçirilmez nehirleri.
Tut ki,
Gözlerimden yanıyorum.
Bu gece tüm sokaklar çıplak içimde.

Nasıl da bakışıyoruz, delilikten.
Sanki her yer alevler içinde.
Kadere inat sevişiyoruz birbirimizden.
Ne ayrı, ne de ayrılıklara dair.

Sevmek bir kere daha gelir mi?
Aşık olmak bir yerde hayatı sıfırlamak.
Yeniden kül içinde benzeşmek.
Hayat bu, elbet vardır tesellisi.
Yıllar geçerken bir yerden,
Sen yine bildiklerimden yaşarsın.

Anılar şeffaf gecelerden akarken,
Yastığın yorgunluğu bedenimi kaplarken,
Yakıyorum ruhumu.
Sanki bir kandil gibi.
Sanki ıslak gözlerimin öksürüğü.
İçimde, kalbimin orta yerinden.
Kelime ya da şiirin en dokunaklı noktası.

Budur aşk.
Sen alev, sen hülyalı gözlerinden.
Dile gelen aşkla sarhoş ettiğin.
Bir kadehin beni yaşatma oranında.
Uykusuz bir  sabahın kollarına atılırken.
İnsanların içinde kimsesiz gezinirken.

Var işte.
Aşk kendini bir kere daha gösteriyor.
Ama umut, ama acıların kanatlarında.
Düşler vadisinden ateş alan.
Bir sigaranın izmaritinde ağlayan saatler.
İşte buymuş,
Beni sana bağlayan zincirler.
Elveda içinde gidip gelirmiş,
Asırlar içindeki hasretler.

Kudret Alkan

Posted on

Aşk Sancağı – Kudret Alkan

Yüreğim deli bir fırtına.
Seni yaşama nedenleri sorgusuz ölümden.
Sen bırak izlerini bana.
Sen gözlerinden konuş benimle.

Bir yer vardır, itiraf edecek.
Aşk bu, çocuklukla deliliğin ifadesi.
Her sesinde vardır bir melodi.
Yüklendikçe uçurum içeren bakışmaları,
Uzanırsın göklerden denizlere doğru.

Gülümsemen ne kadar hoş.
Bana benzeyen bilinmeyen yönlerin.
Her duada artan yastığın şiddeti.
Rüyalar gelip geçerken diz çöktüğümüz sevişmeler.
Dudaklar karıncalanmış, bedenimiz yangınlar içinde.
Sevdikçe sevdiklerimiz bir kere daha biz.
Biz gerçekten nefesiz.
Birbirimizden, nice kaderlerden.

Artıyor günlerin batımı.
Bir yere doğru koşuyor, aşk.
İkimiz aynı dudakta gezen iki alev çemberi.
İkimiz birbirimizi aydınlatan liman feneri.
Nasıl da süslüyorsun, hayatımı.
Renkler, şölenler, maceralar içinde.
Bilinenlerin bilinmeyenlere olan anıları.
İkimizi var eden destandır, bu.

Yaşamak aşkla deliliğin en derin hali.
Aşk bir kere daha kendini gösterir, elbet.
Elbet bir güneş çağırır, bizi.
İnanç kendini getirecektir.
İçimizden bir sancak doğacaktır.

Kudret Alkan

Posted on

Yaşayabilme Davası – Kudret Alkan

Yorgun düşlerim vardı, benim.
Cennetin alevleri içinde sevmek ne kadar hoş.
Ruhumun patlayan gökleri.
Anladım ki,
Sensizlik senden kalan mirasmış.
Anladım ki,
İnsan hayatında bir kere seviyormuş.

Gönlün kırılmış kaleminde derman aramak.
Acaba sevmenin ölçüsü var mı?
İnsan severken haksız mıdır?
Günahkar olsa da yazgım,
Seni sevmenin içinden geçen bir yankı.

Duy sesimi sevgili!
Adımlarım yaşlı, gözlerim damlalar içinde.
Ne kadar görebilirsin bendeki şarkıyı.
Gülün hasret kaldığı kapıyı aralayabilir misin?
Yüreğin yaşlandığı davayı kapatabilir misin?

Olmadı yar!
Bu gece kanımda aykırı bir söylem.
Duaların içinde kaybolurken,
Yastığın mezarında gençliğin gidişi.
Gidenler geri gelmezken,
Seni kimsesiz düşlerde arayışım.

Nedenli ya da nedensiz.
Hiçbiri cevap vermiyor, bana.
Dünyanın fenerinde iki kör nokta gibi,
Birbirimizin elçisi olmuşuz.
Sen gökyüzü, bense senin toprağın.
Ne kadar damlayabilirsin avuçlarıma.
Bir kader doğurabilir misin?
Herkes bir yerde tükenirken,
Sen ölümsüzlüğü yaşayabilir misin?

Kudret Alkan

Posted on

Kendimden Fazla Sevmek – Kudret Alkan

Nasıl sevdiğini bilmeden sevmek.
Doğaya özgü, kadınlık rüyasının içinde.
Sancı gibi, coşkunun kadehinden bir gökyüzü.
Martılar nasıl da ağlıyor,
Denizlerin ışıklarında.
Seninle yaşlanmak başka.
Seninle kırışmak bambaşka.
Her şey uzuyor, gecelerin penceresinde.

Bir umut var, içimde.
Ölmek bazen yetmiyor:
Ölmek bazen umut vermiyor.
Başka olmak gerek, ya da başkalaşmak.
Hani gözlerine baktığım anda süslendiğim cennet.
Mirası yürek olan aşk.
Nasıldır,
Seni senden daha fazla sevmek.

Bir yer arıyorum, acılarımda.
Dalgınım, unutkanım, ama sendeyim.
Geçmiyorum, gitmiyorum, bitmiyorum senden.
Nefesler var ki,
Söylediği şarkılardan can damlar.
Yağmurun iskeletinde belirir, yaşam adımları.
Bir yere tırmanmak kadar hür.
Çılgın olmak kadar sende olmak.
Bunun adı aşk değil de nedir?

Soruyorum,
Düşlerimin gidebildiği yerlere.
Bir mekan arıyorum.
Bir itiraf arıyorum.

Sevmekti sevgilim.
Gerçekten hakkını vermekti.
Gizemdi, maceraydı, öfkeydi, bazen de gülümsemekti.
Ya da ağladığın kadar mutlu olabilmekti.
Huzurla ilerlemek, hayatı birleştirmekti.
Ne olursa olsun,
Seni kendimden fazla sevmekti.

Kudret Alkan

Posted on

Sadece Senden – Kudret Alkan

Yaşamak rüyalı gözlerinde sonsuz uğultular içinde.
Aşığım, hıçkırık dolu umudum ruhunda.
Gülümseyen kader çizgisine bakarken,
Yeniden doğsam senden.
Yeniden yansam nefesinden.

Bir ışık var ki,
Aşıklar sofrasında gönülleri toplayan.
Divandır, zamandır, bilinmez bir dünya.
Ne kadar sevdalandığım bilinmez.
Ne kadar sevdiğim ölçülmez.
Ben bir aşk senin içinde.
Ben bir sevda sendeki nefeste.

Adım adım koşuyorum ölümün sularında.
Bir an için ölümsüzlük kokuyor, yeminlerimiz.
Ne kadar var olmuşuz,
Nefret sevdayı büyütürken:
Ne kadar birbirimize benzemişiz.

Sevgili aşk!
Sen baharın gözlerinden tüten.
Sen içimdeki denizlerde yüzen.
Sen yüreğimden gelen.
Seni yaşamak çılgınlığın limanı.
Seninle var olmak,
Aşkın parlayan dansı.

Tutun bana.
Bir umut denizi içinde gezinelim.
Bir martının gülümsemesine çökelim.
Bir alev gibi bakışalım.
Zamansızca, sadece aşk içinde.
Kimselere benzemeyen, ölen ve ölemeyenlerin.
Bir olmanın bütünlüğünde.
Bilinen kavramların ötesinde.
Sadece senden, sadece sendekinden.

Kudret Alkan

Posted on

Ölümsüzlüğün Yolu – Kudret Alkan

Rüzgar gözlerini süslüyor.
Sana bakarken başka dünyalara savrulmak.
Heyecan sen, coşku senin kirpiklerinden.
Ne vakit gülsem umuduna,
İçimde yankı olur, ruhun.

Seni tanımak başka, yaşamak bambaşka.
Bir umudun kendi içindeki sesi bu.
Ezgilerle aktığım bir sanatsın, sen.
Aşk içinde, kalbimin alevli çığlıklarında.
Nehirlerde gezinmek gibi seninle ıslanmak.
Ve bir kez daha seni zirveme taşımak.

Keşfetmek doğanı.
Güzelliğin içinde güzelleştirmek yaşamı.
Acıyı bile hafifletmek teninde.
Seviştiğimiz rengin doğasına özgü.
Yaşamın gökkuşağından bir yolsun, sen.
Sen bendeki biçimsin.
Bazen bende, bazen bendekinden ötede.
Kim ne derse desin,
Ölümsüzlük kadar içimizde.

Kudret Alkan

Posted on

Her Şey Senden

Bakma sen bana.
Yudumladığım düşler okyanusunda hiçlik türküsü.
Canım sıkkın bu gece.
Bu gece kemiklerime kadar sarhoşum.
Uykumun kefeni sessiz.
Rüyalarım cesetlerin kadehinde.
Bir ses ver, acılardan.
Hani kırıntılar rüzgarla yol alır da,
Aşk ekmeğe banmak olur.
Seni susamak ne hoş.

Bilirim ki, kabuslar seni çağırmaz.
Aşk yine ayrılıkla çoğalır.
Bir kez daha sevmek olur sevgili.
Onun göğsünde, onun ellerinde başkadır aşk.
Seslenir, başka bakar gözleri.
Yüreğinde deniz kokar.
Vapurlar selam durur, kaderinden.
O benden, bendeki ondan.

Nasıldır aşk.
Maviyle sevişmek, dalgaları kuşlara dönüştürmek.
İşte başka renklerden çalıyor gitarım.
Parmaklarımda notalar, masamda düşler çiçeği.
Hadi kafese al beni.
Hadi esarete götür bendekini.

Bir başkadır aşk.
Volkanik bir şarkı, lavlar içindeki yeşil gözler.
Yanıyorum her bakışımda, irkiliyorum her nefeste.
Sesler, mucizeler, geceler kadar sen.
Her şey sen, her sen bendekinden.

Kudret Alkan / istanbul