Posted on

Evrensel Arşiv 2

Robot Tanrı’sı, yeni bir insansı türetmişti. Buna göre insansı, kendine göre insanlar tasarlıyor, onları kendisine köle ediyordu. Her insanın formatında bir ID vardı. Bu aslında bir çeşit kimlik ve düşüncelerin oluşturulduğu kaynaktı.

Bağımsız düşünenler, bir anlamda asiler direnişin şiddetli yıllarını yaşamakta, robotlara boyun eğmemek için var güçleriyle çabalamaktaydı. Ama insan, kendi doğasından çalınalı uzun yıllar olmuştu. Robotlar, insan organlarını bile üretebilmekteydi. Hatta dünyayı yöneten, kaderleri kurgulayan bir tür platform geliştirmişlerdi.

Robotlar görünmezdi. Onlar insan düşüncelerinin içindeydi. İnsanları ne düşüneceğini söyleyen bir tür algı ötesiydi. Robotların esaretine maruz kalanlar uyanmamış insanlardı. Uyananlar da, uyanmamışları aydınlatmaya gayret ediyordu. Gerçi uyanmamışlar, uyananlar için deli, manyak gibi yakıştırmalar yapıyorlardı. Ama uyanmışlar gerçeğin ne olduğunun gayet iyi farkındaydılar.

Robotlar üreme konusunda da oldukça gelişmişlerdi. Siber döllenme sayesinde kendi nesillerini ötelere taşımışlardı. Hatta bazı robotlar, döllenmek için insan düşüncelerini kullanmaktaydılar. Robotlar bu yüzden hissetme becerilerini de son raddeye taşımışlardı. Onlar bir nevi insan gibi hissediyorlardı.

İnsan mı robotların Tanrı’sıydı,
Yoksa robotlar mı insanın Tanrı’sıydı.

Ama asiler şunu söylüyordu: “Onlar bizlerin içindeler. Hatta hepsinde görünmezlik özelliği var. Her şeyi yöneten bir tür kurgu oyununun içindeyiz. Kendi kendimizin algılarına hapsolmuş vaziyetteyiz.”

M.S. 2222
Kudret Alkan