Posted on

Mendilin Ucundaki İsyan

Geçtim isyandan, hiçliğin ta kendisinden.
Ellerim buz kokmuş ölümlerin üstünde titrerken,
Çaresiz ve kimsesiz bakışmalarda yaşlanıyordu, aynalar.
Kimseler yoktu, yurdumda hiçliğin insanları.
Giyindikleri kendilerindeki aldanışlar kadardı.

Dostlar çekilmişti gün geceye dönüşürken.
Tilkiler uykusunda ne kadar saldırgan.
Uyuyan yalnızca aşk mı, yoksa ayrılık mıdır uyutan?
Her insan ellerini açtığı kadar sığınmaz mı?
Duysa, ya da duyuyordur içimizdekileri.

Kader dökülüyor yaprağın serzenişi gibi.
Deli öyküler sobamın üstünde tütüyor.
Yanık bir bakışın hasretinde debelenen ben miyim?
İçimde binlerce yıllık bir hasret.
Bir kuzeyde, bir güneydedir sitemlerim.

Duyan olsa da sesler hizaya gelse.
Elbet acılar günü geldiğinde mutluluğa dönüşür.
Ne kadar yalnızsan o kadar varsın bu coğrafyada.
Sana düşen son sorgular mıdır?
Yoksa savaştığın bir macera mı…
Kaç insanlık öykü kaldı, içinde?
Ya da kaçıncı pencereden sayıyorsun, yağmurları.

Bir uğultudur içimde esen.
Ben insanlığın bitme noktasında deli duvar.
Alnımda zincire vurulmuş bir aşkın nokta atışları.
Sensin benim kendi ölümüme olan doğum.
Bir açsan mendilini de sallansa Yaradan…

Kudret Alkan / Ispartakyle